Çok iddialı oldu demeyin şimdi. Büyük sorunların basit cevapları hep vardır. Çok sevilen dizi “amigo kızı kurtar dünyayı kurtar” demiyor muydu? Kelebek etkisi yalan mıydı? Zincirleme tepkiye ne demeli? Küçük bir şey yapmalı ama bunun büyük bir şey olduğuna inanarak yapmalı. Zaten inanırsan yaparsın. İnandığın an dünya değişir. Öyle veya böyle değişen dünyada bir şeyler yapmak değişime ortak olmak değil mi?
Çocukluğumda hayalini kurduğum işi yapıyorum ama mutsuzum. Elektrikle çalışan aletlere olan heyecanım, bir şeylerin nasıl çalıştığına dair öğrenme arzum, kutuların nasıl ses çıkardığına, görüntüyü ne şekilde ilettiğine olan merakım, bunları açtı başıma. Şimdilerde değersiz aletlerin küçük dünyalarına hapsolmuş hissediyorum kendimi. Mutlu olmak için insana dair şeyler yapmak istiyorum. Yaralı bir hastanın acısını dindirmek, bir bebeğin ateşini düşürmek, problemleri ile baş edemeyen bir okul çocuğuna yol göstermek, tinerci gence meslek edindirmek istiyorum. Hayatımı kazanmak için yaptığım işler anlamsız geliyor. Zaten hedeflediğim başarıları elde edemediğim ticari geçmişim önümdeyken, yıllar sanki hep boşa geçiyor gibi.
Bu gün biri ile karşılaştım. Yeni insanlar tanımayı onları dinlemeyi seviyorum. Keyifli anımdaysam onların hayatını sorularımla irdeliyorum. Bambaşka bir öyküden haberdar oluyorum. Kendi hayatım ile kıyaslıyor neden şükretmem gerektiğini fark ediyorum. Yanlışlarımı gözlemliyor, başarı hikâyeleri ile mutlu oluyorum. Yaşadığım hayatı anlamlandırıyor, içinde bulunduğum topluluğa dair incelikler keşfediyorum. Her zaman bu kadar dolu olmuyor ama çoğunlukla doğru soruları soramadığım için böyle olduğunu gözlemliyorum. Doğru sorular güzel bir söylem ile açılmayan kapı yok gibi.
Domuz gribi salgının insanları tokalaşmaktan, sarılmaktan aynı yerde oturmaktan kaçıracağından çekiniyorum. Akdeniz insanının sıcaklığını sonsuza kadar yok edeceğinden korkmakla meşgulüm bu aralar. İletişimsizliğin had safhada olduğu, kopuk ve yalnız hayatların normalleştiği bu zamanda. Yaşadığım kentin soğuk bir Avrupa şehrine dönmesini istemiyorum.
Tam o sırada yanımda duran orta yaşı devirmiş adam. Önünde gazete, eğitimsiz olduğunu ve hayat okulundan mezun olduğunu söylüyordu. Hayat okulu sözünden hiç hoşlanmam. Yaşam insana çok şey öğretse de hayat okulu sözü hep yalandır çünkü hayat okulu çok az mezun verir. Bunu sık dile getirenler genelde oradan mezun olmamışlar olur. Domuz gribinin batılıların bir oyunu olduğunu ülkemiz insanını birbirinden ayırmak için bir tezgâh olduğunu söylüyordu. Olmayan bir hastalık icat edip insanları birbirlerinden ayırdığını söylüyordu.
Dayı dedim hangi okulu okudun? Okumadım dedi. Önündeki gazeteyi nasıl okuyorsun dedim. Okuma bilmem ama çıkarıyorum olayları dedi. Nasıl yani? Bunu babam yapar tüm paragraftan bazı kelimeleri çözer cümleyi tahmin eder. Babam harfleri değil kelimeleri ezberlemiş yıllar içinde. Dedim herhalde benzer durum. Okur musun dediğimde? Adam resimlere bakıp olayları tahmin ediyordu. Bunlar ölmüş, bu konser veriyor, bunlar kavga ediyor…
Kaç yaşındasın neden okumayı öğrenmedin. 47 yaşındayım öğrenmek istedim ama nasip olmadı öğrenmek istiyorum dedi. Ona “Bak mutlaka öğren. Nasip olursa normalde 70 yaşına kadar yaşarsın. 10 günde öğreneceğin okuma sana 23 yıl rahatlık sağlar. 10 günde yaşadığın zorluk 23 yılını rahat geçirmeni sağlar dedim.” Haklısın dedi…
Eee ne oldu şimdi? Adam yine ortada kaldı. Bugüne kadar zaten bunu bir şekilde anlamıştı. Okuması gerektiğini, zor olmadığını biliyordu. Ne olmuşsa harekete geçememişti. Bende başkalarının yaptığını yapmış ona hayretle bakmış nasihat vermiştim. Yarının geçirdiği 47 yıldan farkı olmayacaktı. Al işte sana dünyayı değiştire şansı hem de en afilisinden ayağına gelmiş. Ben öğreteyim ister misin dedim. Gözleri parladı, tabii ki dedi çok sevinirim. Pazartesi gel dedim yanıma her gün burada buluşuyoruz. Bende o zamana kadar yetişkinlere nasıl okuma yazma öğretildiğini öğreneceğim dedim ve ayrıldık.
İnanılmaz bir enerji ile dolmuştum. Uzun zamandır böyle olmamıştı. O heyecanla internet den gerekli dokümanlar ediniyor. Bulunduğum şehirde bu işi yapanlar ile nasıl temas kuracağımı planlıyordum. Etkin ve modern bir teknik ile sözümü tutmalıydım evet 10 gün kısa bir süreydi ama 15 gün olsun olmadı 20 günden daha az zamanda bunu mutlaka başarmalıydım. Bunu yaptığımda hem dünyayı değiştirmiş olmanın gururunu yaşayacak hem de bunu öğrenirsem başka hayatlara şans verme fırsatı bulacaktım ömrümün sonuna kadar okumayı öğrenmek isteyenlere kısa sürede okuma yazma öğretme becerisine sahip olacaktım.
Bana yol ve yöntem yardımında bulunacak herkesin fikirlerine açığım. Yaşadığım zorlukları ve sonuçlarını bloğumda paylaşmak istiyorum bunu iyi ifade edersem belki yakınındaki birine bunu yapması için bir örnek olurum. Yeni gelişmeler ile görüşmek üzere...
Fotoğraf linkleri


Şahane bir şey. Acaba okullara danışılsa orada öğretmenlerden destek almak iyi olabilir gibi geldi aklıma. Etkini küçümseme, kim bilir kaç kişinin hayatını değiştirme gücü elimizde.
YanıtlaSilinsan adım attıgı şeyi kesınlıkle küçümsememeli.nelere etki edebileceğinin farkında olmak çok şahane bir şey.
YanıtlaSilyapıcagın sey cok zevkli olcak mmuhakkak.ama şöylede bir zorlugun olcak yetişkine okuma yazmayı öğretmek çocuktan daha zordur.
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=41607 burdaki kitabın; yetişkınler ıcın okuma yazma öğretımı bölümü tüm işini görür diye düşünüyorm.