10 Kasım 2009 Salı

Sosyal ağlar, Suskun insanlar...




İnternetteki sosyal ağlar ve kullanıcılarını, çoğu kez hayretler içinde dinliyor, çokça takdir ediyorum. Bu konuda böyle düşünen de var mıymış? Bunu dinleyende var ha!  Bu yazar bu kadar okunuyor mu? Herkes mi? seyreder bu diziyi. Yok canım! Demek hala bunu hatırlayanlar var. Bunun gibi bir dolu şaşkınlık ünlemi her gün karşılaştığım şeyler.

Bir yandan bu şaşkınlık sürerken, bu insanlar neden çevremde yok diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bende istiyorum. Boş zamanlarında Körling oynayan komşu. Esperanto bilen çaycı, Briç daveti yapan öğrenci, pazarlama ve reklamcılık yapan müşteri, evet çok oldu farkındayım. Ne bilim sosyal ağlar bunları bilenler ile dolu ama komşunun kavruk oğluna ne haber lan mohinder desem hiç gülmüyor. Espresso ikram ettiğim misafirler bu niye az? Çok acı be! Süt tozu yok mu? Demese olmuyor sanki.  Topaç değil powerball, Fare değil hamster demekten canım çıktı.

Niye çevremdeki insanlar internet alemindekiler gibi renkli değil kızları çekingen, erkekleri kavgacı. Yok, be bu da çok haksızlık oldu. Daha geçen gün ilköğretimden sonra okumamış olan komşunun çalışanını, blog yazmaya teşvik ettiğimde benden iyi yazmamışımıydı. Öteki çalışan ise başka şehirde batırdığı hosting şirketinden, kardeşi ise giriştiği programcılık yarışmasından aldığı üçüncülükten bahsediyordu. Bu gün sanılan işleri yapmıyorlarsa içleri boş değildi ki. Onlarda kendilerini internette ifade etmenin yolunu bulsalar, onları da takdirle karşılayacağım. Çevremizde olunca unutuluyorlar. Geçmişlerini öğrenmiyor onların dertlerini dinleme zahmetine girişmiyoruz.

 Aklıma hep Annie gelir. Hani Nazi Almanya'sında saklanıp da iki yılını çatı katında geçiren. Yazdığı günlük 60 dile çevrilen kız çocuğu. Babasının şu sözleri beni çok duygulandırır. “ Kızımın bu kadar derinlikli olduğunu hiç anlamamıştım” Bu gün milyonların hissiyatına ortak olduğu küçük kız en yakını babası tarafından bile gereği gibi anlaşılmamıştı. Mizah kahramanımıydı sadece Sıdıka yoksa birçok Sıdıka içimizde hala yaşıyor muydu?

Sorsam şimdilerde su dağıtan volkana bana okyanusta dalgıçlık yapıp orkinos balıklarını nasıl avladığını anlatır. Murat ise ırak da tır şoförlüğü yaparken nasıl kaçırıldığını. Ahmet neden evlenmediğini sevdiği kızı 32 yıldır nasıl beklediğini anlatacak. Bir şeyler yaşamadıkları için değil bunları anlatma fırsatı verilmediği için suskunlar. Onları daha çok dinlemek gerekli yaşlılarla daha çok sohbet etmeli.  

5 yorum:

  1. mustafacım internetteki insanlar bizzat yanımızdaki insanlar. ama o insanların bu insanlar olduğuna inanmak güç, evet.. mesela ben sanalda yaptığım şeyleri aileme anlatsam asla inanmazlar, interneti işi gücü olmayanlara, sapık heriflere ve ergen çocuklara ait bir dünya sanıyorlar. geçen yıl hürriyet gazetesine manşet olan bir yazı yazdığımı söylediğim bir kaç arkadaşım bana inanmadı ama inanmış gibi yaptı. interneti gerçekten ayırmak pek doğru değil, sanal neyse reelde o.

    YanıtlaSil
  2. Aynı dertten muzdaribim.. Çok güzel anlatmişsın.. Teşekkürü bir borc bilirim..

    YanıtlaSil
  3. çok güzel yazmışsın ellerine sağlık...

    YanıtlaSil
  4. merhaba bana ulaşmaya çalışmışsınız sanırım..
    -Yasin G.

    YanıtlaSil
  5. Siminya,Z..,Grafik Yazdıklarımı okuyup, yorumlarınız ile değer kattığınız için çok teşekkür ederim. Bu desteğiniz beni daha iyilerini yazmaya teşvik edecek. Imotep evet sana ulaşmaya çalışıyorum. mustafaipek gamil adresine mail yollarsan çok sevinirim.

    YanıtlaSil