10 Şubat 2011 Perşembe

Brokolinin Öğrettiği

Dün friendfeed de oluşan sohbet sonrası, bugün brokoli yapmak için yola çıktım. Uzunca zamandır bir şeyler yaz diyen oluyordu fakat orijinal şeyler bulmakta zorlandığım gibi, sıradan günlük olayları da yazmayı anlamlı bulmuyordum. Zaten tembel blogu dedikleri şeye o kadar ısınmışım ki blogu silmek için fırsat arıyorum.
Bugün ne oldu derseniz. Yazacaklarım 3-5 cümle tutmuşken hazır, önüne bir girizgâh yapar, sonuna ise bir sonuç atarsam, bundan blog olur diyerek yazmaya niyetlendim. Öyle ya burası boş kalmasın hem yaza yaza açılırsın dediler.

Semt pazarı niyetine, her daim açık bir sebze pazarı var yakınlarımızda. Zor geldiğinden gitmek, daha yakındaki marketlere uğradım. Yakınımdaki marketi çok seviyorum hem ucuz hem hesaplı, her hafta değişik ürünler getiriyor. Benim yeni şeyleri denemem için imkân veriyor. Daha geçenlerde nar sirkesi aldım. Bekliyorum yakında web cam ve kulaklık gelsin onu da alacağım. Zaten anti virüs ve sözlük gibi yazılımlar da satıyor. Maalesef brokoli yokmuş orada. Bu kadar garip şey satan market en temel şeyi satmak istememişti. İlerdeki ise TV bile satmaya başlamış ama yine brokoli bulundurmuyordu rafında.

Büyükçe bir bakkaldan bozma, çalışanlarının çoğu akraba olan tek şubeli yere varmış oldum. Sevmiyordum orasını, raftaki ürünler özensiz, fiyatları rekabetçi değildi zaten sürpriz hiç yoktu. Her yerde olan sıradan ürünleri satıyordu. Raflarında brokoli vardı hem en tazesinden. Poşet ararken irkildim. Biri bağırınca arkamdaki ağraz çalışanı duydum.  Konuşamıyor garip sesler çıkarıyordu bana poşet uzatıyormuş. Tabi duyamadığı için sarımsağın Çin malı olup olmadığını da soramıyordum. Poşet uzatıyor tartıyor ve etiket yapıştırıyordu tüm işi buydu.  Düşününce çok sempatik geldi. Hakikaten bu adam veya bunun gibi bir başkası neden diğer marketlerde yoktu. Belki engelli çalıştırıyorlardı ama bunu müşteriden saklıyorlardı. Belki engellinin bile daha az engellisini seçiyor. Hafif aksayan birini işe almayı yeğliyorlardı

Beğenmediğim yer bana tüm istediklerimi vermişti. Hem diğer marketlerin kendi reklamlarını yapabilmek için uydurduğu, tüm sosyal sorumluluk projelerinden daha sorumlu bir iş yapmıştı. Diğerlerinin insan içine çıkarmaya utandığı insana iş vermiş, ona çalışıp para kazanmayı, bize ise insan olmanın gereklerini öğretmişti. Kahraman bakkal belki böyle rekabet etmeliydi. Belki biz bu nedenle tercih etmeliydik orayı. En ucuz olanı değil, en insan olanı seçmeliydik  

0 yorum:

Yorum Gönder