<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174</id><updated>2012-02-01T20:57:24.735+02:00</updated><category term='çocuk'/><category term='Siz akıllı hasta'/><category term='Köylü çocuk'/><category term='Ütüsüz gömlek'/><category term='Uzay yolu'/><category term='Bayram'/><category term='Taşrada çocuk'/><category term='İyilik'/><category term='Espresso'/><category term='Kahve'/><category term='Spock'/><category term='Barista'/><category term='Sabah'/><category term='Brokoli Engelli Çalışan'/><category term='Duygu Durum Bozukluğu'/><category term='Giyim'/><category term='Siyah önlük'/><title type='text'>webani</title><subtitle type='html'>Öylesine yazın alıştırmaları</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>12</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-1140704842090845066</id><published>2012-02-01T20:57:00.001+02:00</published><updated>2012-02-01T20:57:17.819+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ütüsüz gömlek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Spock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Giyim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uzay yolu'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/6/6f/Spock001.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/6/6f/Spock001.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Beni Giydir Spock&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bugün artık bir klasik haline gelmiş &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Uzay_Yolu" target="_blank"&gt;Uzay Yolu&lt;/a&gt; dizisi 1960lı yıllarda çoğu kimsenin gelecek ile ilgili ön görülerine öncülük ediyordu.Dizide kullanılan birçok teknik bugün imkânlı. Bazılarına ise hala erişemedik.&amp;nbsp;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaptan_Kirk" target="_blank"&gt;Kaptan Kirk&lt;/a&gt; bir röportajında dizidekullandığımız cep telefonu bugün kullandıklarımızdan çok daha ilkeldi diyerek, gelişimin hızına şaşırdığını belli ediyordu. Tabi hala Scotty biziışınlayamıyor ama belki yakınlarda o da mümkün olur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Ben dizide ve benzeri bilim kurgularda yer alan giyimfikirlerini çok benimsedim.&amp;nbsp; Israrla ogünlerin gelmesini bekledim.&amp;nbsp; Kolaycagiyip çıkaracağımız tek parça vücudumuzu saran giysiler.&amp;nbsp; Kolayca yıkanan en soğuk ve sıcak iklimlerde vücudumuzubeli bir ısıda tutan giysiler.&amp;nbsp; Bugünteknoloji bunların bazıları imkânlı kılsa bile moda ve beğenilerimiz bunlarıhayatımıza sokmakta direniyor.&amp;nbsp; Bugünkimse vücudunu saran bir tayt ile sokaklarda dolaşmak istemiyor.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Ben yıllarca ütüyü anlamsız bulup, teknolojinin zamanla bugüçlüğü aşacağına inandım. Örneğin uzun süre ütüsü bozulmayan sentetik kumaşlar.Hızlı ütüleme imkânı sunan pres ütüler bir başlangıçtı. Maalesef sentetikesaslı giyeceklerin kanserojen olduğuna dair çalışmaların sonuçları ve pamuğun tenimizdekihissine yenik düşerek pek tutmadık onları. Pres ütü ise beklediğimiz kolaylığısağlamadı bize.&amp;nbsp; Bugün gömlekleri çok hırpalamayançamaşır makineleri&amp;nbsp; ve ütü gerektirmeyenpamuklu gömlekler çok yaygın olmasa bile pazarda varlar.&amp;nbsp;Yine üzerimde sevdiğim ütü gerektirmeyen birgömlek var.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yine de her bedene uyan esnek kumaşlar istemiyor değilim.Sahi neden hala kemer kullanıyoruz.&amp;nbsp;Halaneden ayakkabıların bağcıkları var. Cırt Cırt bantları neden sevmedik. &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gelece%C4%9Fe_D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F" target="_blank"&gt;Geleceğe Dönüş&lt;/a&gt;'te her ayağa olan daralan ayakkabıdan bahsetmiyor muydu? Neden onlar yok.Belli ki konforun görüntüden çok daha önemli olacağı bir gelecek öngörüsü, kabulgörmemişti. Benim gibi &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Spock" target="_blank"&gt;Spock &lt;/a&gt;vari düşünenler moda çarkında ezilip gitmişti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Hep spor ayakkabılar giyiyorum. Çok seviyorum konforunu. Nefes alan ama su geçirmeyen hafif &lt;a href="http://www.gore-tex.com/remote/Satellite/home" target="_blank"&gt;Gore-Tex&lt;/a&gt; ayakkabılar varken, sivri burunlukunduralar giymek zorunda kalmak düpedüz zulüm.&amp;nbsp;Bugün resmi giyindim kendimi çok kravatlı hissediyorum.&amp;nbsp;Kunduramın topuk sesleri beni rahatsızediyor. Ayakkabım sıkıyor ve kirlendiğini çabuk belli ediyor. Çamaşırmakinesinde de yıkanmıyor :/&amp;nbsp; Neden bunugiymek zorundayım ki :/ &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;İşte bu yüzden &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Spock" target="_blank"&gt;Spock&lt;/a&gt; giydirmeli tüm dünyayı bu kadar renkli olmasabile rahat olmalı her şey. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-1140704842090845066?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/1140704842090845066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2012/02/beni-giydir-spock-bugun-artk-bir-klasik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/1140704842090845066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/1140704842090845066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2012/02/beni-giydir-spock-bugun-artk-bir-klasik.html' title=''/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-7568635765935055447</id><published>2011-12-23T22:45:00.000+02:00</published><updated>2011-12-23T22:46:14.610+02:00</updated><title type='text'>Mektup</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_GOMoKhyLLQ/TvTodCK1_aI/AAAAAAAAAeo/bavMvE7eDcw/s1600/6a00d8341c565553ef012875a89d19970c-320pi.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-_GOMoKhyLLQ/TvTodCK1_aI/AAAAAAAAAeo/bavMvE7eDcw/s1600/6a00d8341c565553ef012875a89d19970c-320pi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bazılarına ilginç geliyor ama ben hiç mektup yazmadım birine.Email yolladım, sms yolladım ama kalemi elime alıp mektup yazmadım kimseye.&amp;nbsp; Ben yazmayınca onlar da yazmadı haliyle.Çocukluğumda evin okuma yazma bilen tek kişisi olduğumdan, ailem adına akrabalarakart gönderdiğimi hatırlıyorum. Kardeşlerim okuma yazma öğrenip tek olmaktançıktığımda, telefon icat olmuş, artık ona gerek kalmamıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span id="goog_1385401063"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_1385401064"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Ta ki geçtiğimiz aylarda yine sosyal ağlardan tanıdığım birarkadaşım, incelik yapıp şirin bir mektup gönderinceye kadar.&amp;nbsp; Kabul geç olmuştu ve onun bundan haberi yoktu.&amp;nbsp;Telefon ile arayıp teşekkür ettiğimdeşaşırmıştı. Ben cevap yazmadığım için hala yazmış olduğum bir mektup yok. Şimditatlı bir anı olarak belleğimde yer etmiş oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bugünlerde çalışma arkadaşım yol üzerindeki Ptt şubesine biryakınına gönderdiği mektubu teslim etmemi istemişti benden.&amp;nbsp; Elimde güllü çiçekli pembe bir mektup ilesıra beklemeyi umuyorken, artık yılbaşı yaklaşmış olmasına rağmen kimseninkuyrukta olmadığını görmek beni şaşırtmamıştı. Öyle ya devir mektup devrideğildi artık. Memur mektubu elimden aldığında duygulandı. Bana evladım biliyormusun 29 yıllık memurum burada, şu an gelen tüm mektupların onundan yedisicezaevlerine gidiyor. Geriye kalanlar ise resmi evrak ve firma yazışmaları. Benimiçim parçalanıyor insanların sevdiklerinin içerde olması çok dokunuyor bana. Bumektubu görünce mutlu oldum dedi. &amp;nbsp;Acelemvardı ama yüzünü ezberledim amcanın tekrar gideceğim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bir şey diyemedim öyle ya sms gönderebiliyor olsalardıcezaevlerine, onlar da mektup göndermezdi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-7568635765935055447?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/7568635765935055447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/12/mektup.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/7568635765935055447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/7568635765935055447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/12/mektup.html' title='Mektup'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-_GOMoKhyLLQ/TvTodCK1_aI/AAAAAAAAAeo/bavMvE7eDcw/s72-c/6a00d8341c565553ef012875a89d19970c-320pi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-5559784861150127175</id><published>2011-06-26T10:48:00.003+03:00</published><updated>2011-06-26T11:15:34.911+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siz akıllı hasta'/><title type='text'>Siz akıllı hasta</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-fR7prKxM_v4/Tgbj4s2SB5I/AAAAAAAAAWc/SXDduTR2dXA/s1600/siz+akilli+hasta.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-fR7prKxM_v4/Tgbj4s2SB5I/AAAAAAAAAWc/SXDduTR2dXA/s320/siz+akilli+hasta.jpg" width="222" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bir süredir sağlık konuları ile ilgileniyor kendimi geliştirmek adına fırsatlar yaratıyorum.&amp;nbsp; Bir gün mutlaka hastalanacağımız veya bir hasta yakınımıza yardımcı olmak zorunda kalacağımız gerçeği ortada duruyor. Hasta olmamak için beslenme ve yaşam alışkanlıklarımız hakkında öğrenmemiz gerekenlerin sayısı artıyorken, bunları öğrenmek hepimiz için önemli olmalı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hazır &lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/siz-akilli-hasta-michael-f-roizen/tanim.asp?sid=X03R9P4NMA3A5KXN3B3D"&gt;Siz akıllı hasta&lt;/a&gt; kitabını yeni bitirmişken, kitaptan aklımda kalanları not almış olmak adına bir şeyler yazayım ve kendimce eleştireyim istedim.&amp;nbsp; Kitap tüm dünyada tanınan iki ünlü doktor ( biri Mehmet Öz ) ve ortak bir komisyon tarafından hazırlanmış. Maalesef bu ünlü doktorların kitaba en büyük katkıları marka değerleri olsa gerek. Bu yüzden onların kişisel deneyimlerinden faydalanmayı çok ummayın zaten konusu itibarı ile buna gerek de yok. &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Her gün bir dolu yiyecek içecek reklamı bize nasıl daha sağlıklı besleneceğimizi öğretmeye çalışıyor.&amp;nbsp; Artık lezzetli ve besleyici vurgusu bile geri planda kalmış, sağlıksız oldukları ayan olmuş margarinler bile kalp damar sağlığı için sağlık reçeteleri gibi satılıyor. İlaç firmaları etik dışı promosyon çalışmaları ile doktorları daha çok ilaç yazmaya zorluyor. Doktorlar daha az risk almak için her reçetelerine mutlaka bir antibiyotik yazmak zorunda hissediyor kendini. &amp;nbsp;Hastaneler var olan yöntemleri yeni mucizevi gelişmeler gibi tanıtıp, riskli ameliyatlara hastaları ikna etmeye çalışıyor.&amp;nbsp; Durum böyle iken akıllı hasta olmanın önemi her gün daha çok artıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Kitap insanları doğru doktoru seçme, ilaçları doğru kullanma, hastane seçimi, ameliyat, sağlık sigortası ve vasiyet gibi konularda bilgilendirmeyi amaçlıyor. Kitapta en çok rahatsız olduğum konu büyük çeviri sorunları oldu ama daha kötüsü ve önemlisi yerelleştirme sorunlarıydı.&amp;nbsp; Bana göre ülkemizde çeviri sorunundan daha büyük sorun bu tür kitapların yerelleştirmeden yayına verilmesidir. Kitaptaki her şey Amerikan halkının ihtiyaçlarına göre düşünülmüş.&amp;nbsp; Gerek hastane sisteminin işleyişi, gerek sigorta kurumumuz hatta akademik işleyiş ve bir dolu alışkanlığımız kitapta yerini bulmamış.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Kanunlarımız ve düzenin işleyişi kitaptakinden çok farklı. Yine de insan her yerde aynı olduğu için kitabın çoğu faydalı bilgiyi bir şekilde sunduğunu söyleyebilirim.&amp;nbsp; Belki ilerde daha farklı bir kitabı bunun yerine önerebilir veya bu kitabı tamamlayıcı başka bir kitap önerebilirim.&amp;nbsp; Bana kitap hakkında sorular sorabilirsiniz. Okumuş olduğum kitaptan öğrendiklerimi paylaşmak beni mutlu eder.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Bunun yanında bu kitaptan fazlaca edinmiş bir kaçını arkadaşlarıma hediye etmiştim.&amp;nbsp; Eğer hediye almak isteyen olursa ( tanışmış olmamız gerekmiyor ) kargo ücretini kendisi ödemek kaydıyla &amp;nbsp;(sürat kargo ile 5,5tl ye gönderebiliyorum ) benden isteyebilir. Tabi sınırlı olduğu için ilk isteyene gönderebilirim sadece.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-5559784861150127175?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/5559784861150127175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/06/siz-akll-hasta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/5559784861150127175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/5559784861150127175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/06/siz-akll-hasta.html' title='Siz akıllı hasta'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-fR7prKxM_v4/Tgbj4s2SB5I/AAAAAAAAAWc/SXDduTR2dXA/s72-c/siz+akilli+hasta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-4444593202679762179</id><published>2011-04-09T14:50:00.000+03:00</published><updated>2011-04-09T14:50:44.409+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sabah'/><title type='text'>Sıkıntılı Sabah</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-c07qdv8e5g4/TaBHsPn6yjI/AAAAAAAAAVQ/NDr14MQPkso/s1600/Dustin.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="269" src="http://4.bp.blogspot.com/-c07qdv8e5g4/TaBHsPn6yjI/AAAAAAAAAVQ/NDr14MQPkso/s400/Dustin.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Uyanmıştım nihayet… &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Sahi uyumadan uyanmak mümkün mü? Gece boyunca sağa sola dönmüştüm. Uyku ve uyanıklığın arasında, senaryosunu değiştirebildiğim &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/L%C3%BCsid_r%C3%BCya"&gt;lüsid rüyalar&lt;/a&gt; görmüştüm. Gece boyunca sinirlerim kaslarıma saldırdığı için kol ve bacaklarım hala yorgundu. Omuzlarımda dünün yükü öylece duruyordu. Gün ışımıştı, &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;gözlerim açıksa o zaman uyanmıştım. Uyumamış olsam bile uyanma vaktiydi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Günün başladığını bildiren arsız müşterilerden haber yoktu. Cumartesi olduğu için gün geç başlıyordu. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Saat 10 olmasına rağmen, kimse nerde kaldın diye aramamıştı. Gerçi eski işimden pek müşterim kalmamış, yeni işimde müşteriler edinememiştim.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bir dolu şey yapıyormuşum gibi görünsem dahi aslında gizli bir işsizdim. Kendimi geliştirmekle geçen günlerimin bana maddi getirisi yoktu. Temel inşa ediyordum gelecek günlere. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Evim artık yalnızlaşmıştı. Kardeşlerim başka şehirlerde yaşıyor, ben yıllardır alıştığım sabah gürültüsünü arıyordum. Okula veya işe yetişmeye çalışan, kahvaltı duş gibi hazırlıklar yaparken ortamı kalabalıklaştıran kimse yoktu. Kimse bana soru sormuyor, annem babam duruma alışmıştı. Bana “geç oldu kalk artık” diye söylenmiyorlardı. Oda rutubetli, soğuk ve sessizdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yatak odamdaki kocaman televizyon bana bakıyordu. Yayın aboneliğimi iptal edeli yıl olmuştu. Hiçbir yayını almaya müsait değildi artık. Kumandasını kaybetmiştim artık o gri bir dekordu. Zaten artık ondan öğrenecek çok şeyim kalmamıştı. Kitap okumak için kendime ayırdığım zamandan çalıyordu. Çalışmıyor olması belki de en güzeliydi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Büyükçe bir kitaplığım var. Kitaplarımı saklayıp biriktirmekten vazgeçmiştim. Okumadığım kitaplarım yıllarca rafımı işgal etmemeliydi artık. Okuduğum bana kârdı, biriktirdiklerim anlamsızdı. Her gün okuyacak o kadar şey vardı ki. Gelecekte okurum diye kenara attıklarıma sıra gelmeyeceğini biliyorum. Yakınlarda elektronik kitap okuyucu almıştım. Bundan böyle kâğıt kitaplar bana yük. Rutubetli odamda bakteri yığınağına dönüşen kitapları, saklamak zorunda kalmadığım için mutluyum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yıllardır ilk kez bir şeyi satın aldığıma bu kadar seviniyorum. Hayalini kurduğum bilim kurgu gerçek olmuştu. Avuçlarımdaydı kitaplığım. Lise yıllarımda aldığım ilk walkman kadar anlamlıydı. Yarım kalan romanımı bitirerek ile güne başlayabilirdim. Dün gece okumaya niyetlenmiş ama Angry Birds oyununun sonunu gelmek için ertelemiştim. Kuşlar özgürdü sonunda, bütün yumurtaları domuzlardan kurtarmıştım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Önce ışığı yakmalıydım. Gündüz olmasına rağmen, kitap okuyacak kadar ışık girmiyordu penceremden. Odanın penceresi gökyüzü yerine avluya bakıyordu. Orwel’ın 1984 romanını çoktandır okumak istiyordum. Geç kalmıştım ama ne fark ederdi.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Kapana kısılmış sürekli izlenen ve yalanlar ile yönlendirilen, tek mutluluğu bardaklarındaki zafer içkisi olan insanları anlatıyordu. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Görev bilinci ile bir süre okudum ama içimdeki sıkıntıyı daha derinleştirdi sanki. Kitabın ortasındaydım, daha henüz umut veren yerler başlamamıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bir iki arkadaşımı aramalıydım. Onların neşeli ve canlı sesi benim için rahatlatıcı olabilirdi. Bolca konuşma dakikam var artık müşteriler tükendiği için konuşma kredim bana fazla geliyordu. Arkadaşlar ile sohbet ederek tüketiyor olmak en verimlisiydi.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Aradığımda hepsi dönmedi. Bazısı çalışıyor, bazısı ise pek neşe verecek gibi değildi. Silkelenmeliydim artık zaman geçiyordu. Belli ki böyle sıkılmak bana bir fayda getirmeyecekti. Öteki odaya geçtim hızlıca. O pencereden gökyüzü görünüyordu. Yaşadığım şehre yaz her yerden önce geliyordu. Güneş cömertti. Bir süre aydınlığa ve güneşin sıcaklığına maruz kalmak, rahatlattı beni. Hemen hazırlıklarımı yapıp, işyerine nefes egzersizleri ile birlikle tempolu yürüdüm.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Kapıyı açınca bilgisayarımı açtım ilk iş. Bardakları yıkayıp, kendime çay koydum. Artık iyiydim bu kadar şeyi yazacak kadar sakindim. Bir şekilde atlatmıştım sabahı… &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-4444593202679762179?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/4444593202679762179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/04/skntl-sabah.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/4444593202679762179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/4444593202679762179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/04/skntl-sabah.html' title='Sıkıntılı Sabah'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-c07qdv8e5g4/TaBHsPn6yjI/AAAAAAAAAVQ/NDr14MQPkso/s72-c/Dustin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-1020614642048209589</id><published>2011-02-10T12:46:00.000+02:00</published><updated>2011-02-10T12:46:16.376+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Brokoli Engelli Çalışan'/><title type='text'>Brokolinin Öğrettiği</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-IxCNirnQomg/TVPByJcCNRI/AAAAAAAAAUo/e5NVokaOnRo/s1600/Brokoli.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-IxCNirnQomg/TVPByJcCNRI/AAAAAAAAAUo/e5NVokaOnRo/s320/Brokoli.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Dün friendfeed de oluşan sohbet sonrası, bugün brokoli yapmak için yola çıktım. Uzunca zamandır bir şeyler yaz diyen oluyordu fakat orijinal şeyler bulmakta zorlandığım gibi, sıradan günlük olayları da yazmayı anlamlı bulmuyordum. Zaten tembel blogu dedikleri şeye o kadar ısınmışım ki blogu silmek için fırsat arıyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bugün ne oldu derseniz. Yazacaklarım 3-5 cümle tutmuşken hazır, önüne bir girizgâh yapar, sonuna ise bir sonuç atarsam, bundan blog olur diyerek yazmaya niyetlendim. Öyle ya burası boş kalmasın hem yaza yaza açılırsın dediler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Semt pazarı niyetine, her daim açık bir sebze pazarı var yakınlarımızda. Zor geldiğinden gitmek, daha yakındaki marketlere uğradım. Yakınımdaki marketi çok seviyorum hem ucuz hem hesaplı, her hafta değişik ürünler getiriyor. Benim yeni şeyleri denemem için imkân veriyor. Daha geçenlerde nar sirkesi aldım. Bekliyorum yakında web cam ve kulaklık gelsin onu da alacağım. Zaten anti virüs ve sözlük gibi yazılımlar da satıyor. Maalesef brokoli yokmuş orada. Bu kadar garip şey satan market en temel şeyi satmak istememişti. İlerdeki ise TV bile satmaya başlamış ama yine brokoli bulundurmuyordu rafında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Büyükçe bir bakkaldan bozma, çalışanlarının çoğu akraba olan tek şubeli yere varmış oldum. Sevmiyordum orasını, raftaki ürünler özensiz, fiyatları rekabetçi değildi zaten sürpriz hiç yoktu. Her yerde olan sıradan ürünleri satıyordu. Raflarında brokoli vardı hem en tazesinden. Poşet ararken irkildim. Biri bağırınca arkamdaki ağraz çalışanı duydum.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Konuşamıyor garip sesler çıkarıyordu bana poşet uzatıyormuş. Tabi duyamadığı için sarımsağın Çin malı olup olmadığını da soramıyordum. Poşet uzatıyor tartıyor ve etiket yapıştırıyordu tüm işi buydu. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Düşününce çok sempatik geldi. Hakikaten bu adam veya bunun gibi bir başkası neden diğer marketlerde yoktu. Belki engelli çalıştırıyorlardı ama bunu müşteriden saklıyorlardı. Belki engellinin bile daha az engellisini seçiyor. Hafif aksayan birini işe almayı yeğliyorlardı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Beğenmediğim yer bana tüm istediklerimi vermişti. Hem diğer marketlerin kendi reklamlarını yapabilmek için uydurduğu, tüm sosyal sorumluluk projelerinden daha sorumlu bir iş yapmıştı. Diğerlerinin insan içine çıkarmaya utandığı insana iş vermiş, ona çalışıp para kazanmayı, bize ise insan olmanın gereklerini öğretmişti. Kahraman bakkal belki böyle rekabet etmeliydi. Belki biz bu nedenle tercih etmeliydik orayı. En ucuz olanı değil, en insan olanı seçmeliydik &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-1020614642048209589?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/1020614642048209589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/02/brokolinin-ogrettigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/1020614642048209589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/1020614642048209589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2011/02/brokolinin-ogrettigi.html' title='Brokolinin Öğrettiği'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-IxCNirnQomg/TVPByJcCNRI/AAAAAAAAAUo/e5NVokaOnRo/s72-c/Brokoli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-176598504698906795</id><published>2009-11-26T15:21:00.001+02:00</published><updated>2009-11-26T15:23:22.331+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bayram'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İyilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><title type='text'>Bayram çoçuğu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/Sw6AfSFcN7I/AAAAAAAAAMM/umvjMvzbp6s/s1600/2319415088_7c79d9851d_b.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/Sw6AfSFcN7I/AAAAAAAAAMM/umvjMvzbp6s/s400/2319415088_7c79d9851d_b.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;İki kez sevdiğim dostlarım için nikâh şahitliği yaptım. Evlendirme memurunu gözlemledim. Rutin işler yapan bir memur olmasına rağmen, gayet güler yüzlü ve neşeliydi. Dayanamadım,&amp;nbsp; herhalde sürekli gençlerin mutluklarını görmek sizi neşeli yapıyor, dedim.&amp;nbsp; Beraberliğe atılan adımın resmileştirilmesi bile, çiftleri heyecanlandırıyor. Yarı utangaç tavırlar ile birbirlerine bakmaları, kim ayağına basacak, evet demeyi geciktirsem mi? diye düşünmeler. Üstelik bu iki arkadaşımda evliliklerini çok önce yapmıştı. Küçük çocuklarını törene şahit getirmişler. Üç yaşındaki haylazı zapt etmek bana kalmıştı. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Çocukları &amp;nbsp;seviyorum. Bunu bilen arkadaşlarım her fırsatta onları benim üstüme salıyorlar. Mustafa annesi yok şu an, oynar mısın?&amp;nbsp; Karnı acıkmış iki kaşıktan sonra susar. Koku mu geldi? Bezi masanın altında. Ne oluyor ya? Abartmayı seviyoruz değil mi? Yeter ki gönüllü bulalım. Çocukları gerçekten çok seviyorum. Gerçi ne zaman büyüdüm? Herkes biraz çocuk değil mi? Bütün büyük markaların çocukları kullanıp, şirinlik yapmaya çalıştığı, milyonlarca kişinin yeniden 80 ler de çocuk olmak istediği bir ülkedeyiz.&amp;nbsp; Yarın bayram, banka önleri çocuklara harçlık için para bozduran insanlar ile dolu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Mahrum bir çocukluk geçirdiğim söylenemez.&amp;nbsp; Ailem çocuğun evin neşesi olduğuna inanıyordu. Buna rağmen ilk çocukları olan ben 7 yıl sonra dünyaya gelmiştim. Bu özlem ile beni şımartmak için ellerinden geleni yapmışlar. Gerçi sonra doğan dört kardeşim ile, bu duruma gölge düşmüş. Yine de ayrıcalığımı hep korumuştum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Beş yaşındayım. Şehir dışındaki akrabalarımın evinde tatildeydim.&amp;nbsp; Bir ablam var bana mıstık diyor, yanağımı sıkıp yüzüme gülümsüyor. Aradan 20 yıldan fazlası geçti onca zaman bir daha o ablamı hiç görmedim. Yurtdışına yerleşmiş çocukları olmuş.&amp;nbsp; Trafik kazasında yaşamını yitirmiş doğduğu topraklara geri dönüyor. Tabutu almak için ailemle hava alanına gittim. Yanağımı sıkan o abla artık omuzlarımdaydı.&amp;nbsp; Ona karşı son görevimi yapıyordum. Ben o kadar içten ağlıyordum ki çocuklar gibi gözyaşı döküyordum. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Zaman geçince kendime çok sordum. Neden ordaydım? Niçin ağlıyordum? Yüzünü hatırlamadığım, onca yıl görmediğim kişi, bana niçin bu kadar yakın gelmişti? Çocukların aslında hiç unutmadığını, o gün yeniden öğrendim. Güzel şeyler en çok çocukların aklında kalıyor, tatlı bir gülüş en unutulmaz anı oluyordu &amp;nbsp;akılda. İyiyi kötüyü öğrendiği yıllarda edindiği sevgi, yaşamının temelleri oluyordu onlara. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yarın bayram, daha çok çocuk sevindirmeli. Daha güzel bir dünya için en büyük yatırım çocuklara olmalı. İçindeki iyiliği yeşertmek için ilgi bekleyen çocukları gözden kaçırmayın. İleride onlar daha güzel bir dünyanın temellerini atacak. Ancak böyle umut dolu olursak yaşamımıza anlam katarız. Gelecekten umudu kesmek kendimize yapacağımız en büyük kötülük olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Notlar: Tamam başladığım gibi bitiremedim yazıyı. Olur, öyle şeyler arada &lt;span style="font-family: Wingdings;"&gt;J&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Pazartesi gelmesi gereken okuma öğrencisi gelseydi 24 Kasım da bende öğretmendim. Yılmadım onun peşini bırakmayacağım. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Herkese iyi bayramlar…&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Fotoğraf:&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/sharynmorrow/2319415088/"&gt;http://www.flickr.com/photos/sharynmorrow/2319415088/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-176598504698906795?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/176598504698906795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/iki-kez-sevdigim-dostlarm-icin-nikah.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/176598504698906795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/176598504698906795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/iki-kez-sevdigim-dostlarm-icin-nikah.html' title='Bayram çoçuğu'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/Sw6AfSFcN7I/AAAAAAAAAMM/umvjMvzbp6s/s72-c/2319415088_7c79d9851d_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-4975701990053843578</id><published>2009-11-18T15:35:00.000+02:00</published><updated>2009-11-18T15:35:42.992+02:00</updated><title type='text'>Dünyayı Değiştirmeye Var mısın?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SwP1l3hn5AI/AAAAAAAAAME/s9bZVqDrT5E/s1600/1554086730_cda5b37262_b.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SwP1l3hn5AI/AAAAAAAAAME/s9bZVqDrT5E/s400/1554086730_cda5b37262_b.jpg" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Çok iddialı oldu demeyin şimdi. Büyük sorunların basit cevapları hep vardır. Çok sevilen dizi “amigo kızı kurtar dünyayı kurtar” demiyor muydu? Kelebek etkisi yalan mıydı? Zincirleme tepkiye ne demeli?&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Küçük bir şey yapmalı ama bunun büyük bir şey olduğuna inanarak yapmalı. Zaten inanırsan yaparsın. İnandığın an dünya değişir. Öyle veya böyle değişen dünyada bir şeyler yapmak değişime ortak olmak değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Çocukluğumda hayalini kurduğum işi yapıyorum ama mutsuzum. Elektrikle çalışan aletlere olan heyecanım, bir şeylerin nasıl çalıştığına dair öğrenme arzum,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kutuların nasıl ses çıkardığına, görüntüyü ne şekilde ilettiğine olan merakım, bunları açtı başıma. Şimdilerde değersiz aletlerin küçük dünyalarına hapsolmuş hissediyorum kendimi. Mutlu olmak için insana dair şeyler yapmak istiyorum. Yaralı bir hastanın acısını dindirmek, bir bebeğin ateşini düşürmek, problemleri ile baş edemeyen bir okul çocuğuna yol göstermek, tinerci gence meslek edindirmek istiyorum. Hayatımı kazanmak için yaptığım işler anlamsız geliyor. Zaten hedeflediğim başarıları elde edemediğim ticari geçmişim önümdeyken, yıllar sanki hep boşa geçiyor gibi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bu gün biri ile karşılaştım. Yeni insanlar tanımayı onları dinlemeyi seviyorum. Keyifli anımdaysam onların hayatını sorularımla irdeliyorum. Bambaşka bir öyküden haberdar oluyorum. Kendi hayatım ile kıyaslıyor neden şükretmem gerektiğini fark ediyorum. Yanlışlarımı gözlemliyor, başarı hikâyeleri ile mutlu oluyorum.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yaşadığım hayatı anlamlandırıyor, içinde bulunduğum topluluğa dair incelikler keşfediyorum. Her zaman bu kadar dolu olmuyor ama çoğunlukla doğru soruları soramadığım için böyle olduğunu gözlemliyorum. Doğru sorular güzel bir söylem ile açılmayan kapı yok gibi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Domuz gribi salgının insanları tokalaşmaktan, sarılmaktan aynı yerde oturmaktan kaçıracağından çekiniyorum. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Akdeniz insanının sıcaklığını sonsuza kadar yok edeceğinden korkmakla meşgulüm bu aralar. İletişimsizliğin had safhada olduğu, kopuk ve yalnız hayatların normalleştiği bu zamanda. Yaşadığım kentin soğuk bir Avrupa şehrine dönmesini istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp; &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Tam o sırada yanımda duran orta yaşı devirmiş adam. Önünde gazete, eğitimsiz olduğunu ve hayat okulundan mezun olduğunu söylüyordu. Hayat okulu sözünden hiç hoşlanmam. Yaşam insana çok şey öğretse de hayat okulu sözü hep yalandır çünkü hayat okulu çok az mezun verir. Bunu sık dile getirenler genelde oradan mezun olmamışlar olur. Domuz gribinin batılıların bir oyunu olduğunu ülkemiz insanını birbirinden ayırmak için bir tezgâh olduğunu söylüyordu. Olmayan bir hastalık icat edip insanları birbirlerinden ayırdığını söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SwP1mHcj-dI/AAAAAAAAAMI/FLyLQl8rZu4/s1600/3959710983_da9b82a718_o.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SwP1mHcj-dI/AAAAAAAAAMI/FLyLQl8rZu4/s400/3959710983_da9b82a718_o.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Dayı dedim hangi okulu okudun? Okumadım dedi. Önündeki gazeteyi nasıl okuyorsun dedim. Okuma bilmem ama çıkarıyorum olayları dedi. Nasıl yani? Bunu babam yapar tüm paragraftan bazı kelimeleri çözer cümleyi tahmin eder. Babam harfleri değil kelimeleri ezberlemiş yıllar içinde. Dedim herhalde benzer durum. Okur musun dediğimde? Adam resimlere bakıp olayları tahmin ediyordu. Bunlar ölmüş, bu konser veriyor, bunlar kavga ediyor…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Kaç yaşındasın neden okumayı öğrenmedin.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;47 yaşındayım öğrenmek istedim ama nasip olmadı öğrenmek istiyorum dedi. Ona “Bak mutlaka öğren. Nasip olursa normalde 70 yaşına kadar yaşarsın. 10 günde öğreneceğin okuma sana 23 yıl rahatlık sağlar. 10 günde yaşadığın zorluk 23 yılını rahat geçirmeni sağlar dedim.” Haklısın dedi…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;Eee ne oldu şimdi? Adam yine ortada kaldı. Bugüne kadar zaten bunu bir şekilde anlamıştı. Okuması gerektiğini, zor olmadığını biliyordu. Ne olmuşsa harekete geçememişti. Bende başkalarının yaptığını yapmış ona hayretle bakmış nasihat vermiştim. Yarının geçirdiği 47 yıldan farkı olmayacaktı. Al işte sana dünyayı değiştire şansı hem de en afilisinden ayağına gelmiş. Ben öğreteyim ister misin dedim.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Gözleri parladı, tabii ki dedi çok sevinirim. Pazartesi gel dedim yanıma her gün burada buluşuyoruz. Bende o zamana kadar yetişkinlere nasıl okuma yazma öğretildiğini öğreneceğim dedim ve ayrıldık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;İnanılmaz bir enerji ile dolmuştum. Uzun zamandır böyle olmamıştı. O heyecanla internet den gerekli dokümanlar ediniyor. Bulunduğum şehirde bu işi yapanlar ile nasıl temas kuracağımı planlıyordum. Etkin ve modern bir teknik ile sözümü tutmalıydım evet 10 gün kısa bir süreydi ama 15 gün olsun olmadı 20 günden daha az zamanda bunu mutlaka başarmalıydım. Bunu yaptığımda hem dünyayı değiştirmiş olmanın gururunu yaşayacak hem de bunu öğrenirsem başka hayatlara şans verme fırsatı bulacaktım ömrümün sonuna kadar okumayı öğrenmek isteyenlere kısa sürede okuma yazma öğretme becerisine sahip olacaktım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bana yol ve yöntem yardımında bulunacak herkesin fikirlerine açığım. Yaşadığım zorlukları ve sonuçlarını bloğumda paylaşmak istiyorum bunu iyi ifade edersem belki yakınındaki birine bunu yapması için bir örnek olurum.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yeni gelişmeler ile görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Fotoğraf linkleri&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/14886702@N05/1554086730/"&gt;http://www.flickr.com/photos/14886702@N05/1554086730/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/victius/3959710983/"&gt;http://www.flickr.com/photos/victius/3959710983/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-4975701990053843578?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/4975701990053843578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/dunyay-degistirmeye-var-msn.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/4975701990053843578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/4975701990053843578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/dunyay-degistirmeye-var-msn.html' title='Dünyayı Değiştirmeye Var mısın?'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SwP1l3hn5AI/AAAAAAAAAME/s9bZVqDrT5E/s72-c/1554086730_cda5b37262_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-3512316597433417179</id><published>2009-11-10T14:26:00.002+02:00</published><updated>2009-11-10T14:35:12.849+02:00</updated><title type='text'>Sosyal ağlar, Suskun insanlar...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img124.imageshack.us/img124/1085/aaconfortablynumbkm7.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img border="0" height="293" src="http://img124.imageshack.us/img124/1085/aaconfortablynumbkm7.jpg" width="400" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;İnternetteki sosyal ağlar ve kullanıcılarını, çoğu kez hayretler içinde dinliyor, çokça takdir ediyorum. Bu konuda böyle düşünen de var mıymış? Bunu dinleyende var ha!&amp;nbsp; Bu yazar bu kadar okunuyor mu? Herkes mi? seyreder bu diziyi. Yok canım! Demek hala bunu hatırlayanlar var. Bunun gibi bir dolu şaşkınlık ünlemi her gün karşılaştığım şeyler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bir yandan bu şaşkınlık sürerken, bu insanlar neden çevremde yok diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bende istiyorum. Boş zamanlarında &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6rling"&gt;Körling&lt;/a&gt; oynayan komşu. &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Esperanto"&gt;Esperanto&lt;/a&gt; bilen çaycı, &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bri%C3%A7"&gt;Briç&lt;/a&gt; daveti yapan öğrenci, pazarlama ve reklamcılık yapan müşteri, evet çok oldu farkındayım. Ne bilim sosyal ağlar bunları bilenler ile dolu ama komşunun kavruk oğluna ne haber lan mohinder desem hiç gülmüyor. &lt;a href="http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/kahve-kokusu.html"&gt;Espresso &lt;/a&gt;ikram ettiğim misafirler bu niye az? Çok acı be! Süt tozu yok mu? Demese olmuyor sanki. &amp;nbsp;Topaç değil &lt;a href="http://www.powerball.gen.tr/"&gt;powerball&lt;/a&gt;, Fare değil &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hamster"&gt;hamster&lt;/a&gt; demekten canım çıktı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Niye çevremdeki insanlar internet alemindekiler gibi renkli değil kızları çekingen, erkekleri kavgacı. Yok, be bu da çok haksızlık oldu. Daha geçen gün ilköğretimden sonra okumamış olan komşunun çalışanını, blog yazmaya teşvik ettiğimde benden iyi yazmamışımıydı. Öteki çalışan ise başka şehirde batırdığı hosting şirketinden, kardeşi ise giriştiği programcılık yarışmasından aldığı üçüncülükten bahsediyordu. Bu gün sanılan işleri yapmıyorlarsa içleri boş değildi ki. Onlarda kendilerini internette ifade etmenin yolunu bulsalar, onları da takdirle karşılayacağım. Çevremizde olunca unutuluyorlar. Geçmişlerini öğrenmiyor onların dertlerini dinleme zahmetine girişmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;Aklıma hep &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Anne_Frank"&gt;Annie&lt;/a&gt; gelir. Hani Nazi Almanya'sında saklanıp da iki yılını çatı katında geçiren. Yazdığı günlük 60 dile çevrilen kız çocuğu. Babasının şu sözleri beni çok duygulandırır. “ Kızımın bu kadar derinlikli olduğunu hiç anlamamıştım” Bu gün milyonların hissiyatına ortak olduğu küçük kız en yakını babası tarafından bile gereği gibi anlaşılmamıştı. Mizah kahramanımıydı sadece &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=s%C4%B1d%C4%B1ka"&gt;Sıdıka&lt;/a&gt; yoksa birçok Sıdıka içimizde hala yaşıyor muydu?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Sorsam şimdilerde su dağıtan volkana bana okyanusta dalgıçlık yapıp orkinos balıklarını nasıl avladığını anlatır. Murat ise ırak da tır şoförlüğü yaparken nasıl kaçırıldığını. Ahmet neden evlenmediğini sevdiği kızı 32 yıldır nasıl beklediğini anlatacak. Bir şeyler yaşamadıkları için değil bunları anlatma fırsatı verilmediği için suskunlar. Onları daha çok dinlemek gerekli yaşlılarla daha çok sohbet etmeli. &amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-3512316597433417179?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/3512316597433417179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/sosyal-aglar-suskun-insanlar.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/3512316597433417179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/3512316597433417179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/sosyal-aglar-suskun-insanlar.html' title='Sosyal ağlar, Suskun insanlar...'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-7479416450294666822</id><published>2009-11-04T17:28:00.001+02:00</published><updated>2009-11-04T17:30:30.940+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duygu Durum Bozukluğu'/><title type='text'>Duygu Durum Bozukluğu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SvGdQXm2YAI/AAAAAAAAALE/0hAJ3puuX-o/s1600-h/palyaoai3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SvGdQXm2YAI/AAAAAAAAALE/0hAJ3puuX-o/s320/palyaoai3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bu başlık bir psikiyatrik rahatsızlığın adı olarak kullanılıyor. İnsanın, içinde bulunduğu ruh halinden bağımsız veya zıt tepkiler vermesi olarak adlandırılabilir. Örneğine rastladınız mı? Bilmiyorum. Yakını ölen kişinin cenazesinde attığı kahkaha bunun en tipik örneğidir. Yaşadığı sinir ve stres sonucu kahkahaya boğulan ofis çalışanını örneği çok yabancı gelmemiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Peki, her bu durumda olan kişi hastamıdır. Değildir tabi acıyı hafifletmenin bir yolu gibi kabul edilebiliyor genelde. Bizim toplum bu durumu çok özümsemiş. Hayatın her alanında, bunu bir özdeyiş ile perçinliyor. Aziz Nesin bunu görüp &amp;nbsp;“Güleriz ağlanacak halimize” demiş. Yol ortasında aracın yakıtı bittiğinde. Yakıt almaya gitmek yerine, yola çıkıp, müzik eşliğinde göbek atan erkekleri gördüğünüzde, aklınıza ne geliyor bilmem.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Toplum olarak erkek için ağlamayı ayıp görmüş. Kadına gülmeyi hafiflik sebebi bilmişiz. Milli önderin yalnız canlandırılmasını hakaret saymışız. Olmadı “Kan kusup, kızılcık şerbeti içtim” demeyi marifet bellemişiz. Yaşadığımız hüznü başkalarına göstermeyi, düşman sevindirmek diye düşünmüşüz. Durum karşısında nasıl davranacağı konusunda çelişkileri olan bireyler gittikçe çoğalıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Yansımaları nasıl oluyor acaba?&amp;nbsp; Duygularını nasıl saklayacağını veya nasıl belli edeceğini bilmeyen insanlar, toplumda nasıl var olacaklar? Eşine kıskandığını belli etmek için şiddete başvuran. Telefonla konuşurken kızdığını, telefonu fırlatarak gösteren, Sinirlendiğini, yanındaki sandalyeye attığı tekme ile belli eden erkek. Ağlama nöbetlerine tutulan, saçlarını kestiren, dondurma ve çikolata kâselerini temel gıdaya dönüştüren olmadı, ilaç kutularına dadanan kadın. &amp;nbsp;İşte bu şekilde var olmaya devam edecekler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;“Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” Demişti Mevlana. Sosyal görünüp yalnız olduğumuz. Çok gülüp az mutlu olduğumuz. Az kazandığımız ama çok kazanıyor gibi harcadığımız, bu çağda. Çokça Hatırlanmayı hak eden bu sözü gerçek yapma umuduyla kalalım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-7479416450294666822?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/7479416450294666822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/bu-baslk-bir-psikiyatrik-rahatszlgn-ad.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/7479416450294666822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/7479416450294666822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/11/bu-baslk-bir-psikiyatrik-rahatszlgn-ad.html' title='Duygu Durum Bozukluğu'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SvGdQXm2YAI/AAAAAAAAALE/0hAJ3puuX-o/s72-c/palyaoai3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-1427186745076906528</id><published>2009-10-31T16:52:00.001+02:00</published><updated>2009-11-01T10:53:34.043+02:00</updated><title type='text'>Bana Dua et!</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://farm4.static.flickr.com/3377/3455167464_f04814b6a6.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://farm4.static.flickr.com/3377/3455167464_f04814b6a6.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Şizofreni nedir bilir misiniz? Hiç şizofren arkadaşınız oldu mu? Yâda bir akrabanız, komşunuz, okuldan arkadaşınız şizofren mi? &lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;a href="http://draft.blogger.com/goog_1257000503725"&gt;Şizofreni&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eizofreni"&gt;; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi dünyasında yaşadığı, genellikle gençlik çağında başlayan bir ruhsal hastalıktır.&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Toplumun yaklaşık %1 bu hastalıktan muzdarip. Her mahallede, her köyde adına deli dedikleri, bu hastalığın pençesinde insanlar olur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Sevdiği kızı vermediler böyle oldu. Kardeşinin ölümünü kaldıramadı. Eskidende vardı bir şeyler diyerek olayı kendimizden uzaklaştırırız. Şizofren olmak onların suçudur, bizim başımıza neden gelsin ki. Öyle değil işte! hepimizin başına gelebilir. Kendisine bakmakla mükellef olduğumuz, bir yakınımızın başına gelebilir. Yakınımda bulunan arkadaşlarım var. Bir tanesi girmenin çok zor olduğu bir koleji kazanan, adını gururla andığım bir arkadaşımdı. Diğeri biyoloji öğretmeniydi. Ötekisi ile aynı sınıfta okumuştuk.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Her şeyin farkındalar, bazı vakitlerde olmayan bir dolu sanrıya inandırıyorken kendini, bazı zamanlarda siyaset hayat ve anılardan konuşuyoruz. İnsanların kendilerinden korktuklarını, kaçtıklarını eski arkadaşlarının onlarla yan yana görünmekten utandıklarını biliyorlar. Hastalıklarını, bazı zamanlarda olmayan şeylerden korktuklarını, kendi kendilerine konuştuklarının farkındalar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;Ahmet ile şehrin merkezinde çoğu kez karşılaşırım. Tıraş bıçağı, bulaşık süngeri satarken rastladım ona. Beni gördüğünde gözlerinin içi güler. Halimi hatırımı sorar, birkaç kez acelem vardı görmezden geldim. Benimle yine manasız bir sohbet edecek zaman kaybettirecekti. Sonra yeniden karşılaştığımda bana geçen sefer onu neden görmezlikten geldiğimi sordu. Acelem vardı dedim ama Anlamıştı, gördüğüm halde onunla konuşmadığımı. Ben seni, sende onlar gibi oldun artık benden utanıyorsun sandım. O gün çok üzüldüm dedi. Bu sözleri üzerine hiç bu kadar utandığımı hatırlamıyorum. İnşallah bir daha hayatım boyunca böyle bir utanmam. Çünkü istemeden ona başkalarının yaptığını yapmıştım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Daha sonra ona selam vermekten fazlasını yaptım daha derin sorular sordum ilaçlarını düzenli olarak kullanıyormuş iki yıldır rahatsızlığı alevlenmiyormuş mutluydu. Bu gün tekrar gördüm gözlerinde ki ışık sönmüştü titriyordu. Boş gözler ile etrafa bakıyordu beni tanımıştı ama adımı hatırlamadı. Ağabey bana dua et hastayım çalışamıyorum. Benim adım Ahmet dedi. Tanımadığı için tekrar, tekrar söyledi. Ağabey benim adım Ahmet benim için dua et. Edeceğim Ahmet… &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-1427186745076906528?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/1427186745076906528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/bana-dua-et.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/1427186745076906528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/1427186745076906528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/bana-dua-et.html' title='Bana Dua et!'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm4.static.flickr.com/3377/3455167464_f04814b6a6_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-6680454447477676872</id><published>2009-10-02T18:10:00.003+03:00</published><updated>2009-10-04T15:22:14.616+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Köylü çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taşrada çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siyah önlük'/><title type='text'>Taşrada çocuk olmak</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.bbog.org/galeri/mardin01.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="279" src="http://www.bbog.org/galeri/mardin01.jpg" width="420" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Neden taşra metropol de farklı mı? Sanmıyorum. Zaten adına metropol denen yerde doğdum. Şehrin merkezine yürüyerek yirmi dakikada varıyordum. Yirmi dakika sonra valilik binası, hastane, sebze hali, banka gibi şehir hayatına özgü her şeyi karşımda buluyordum. O zaman neden taşra çünkü bunlar bir taraftan oluyorken yaşantım köy yaşantısından çok farklı değildi. Tüm komşularım köyden gelmişti. Şehir bu göç ile büyük köylü nüfusunu içinde barındırıyordu. Karşı komşum evin çatısında keçi besliyor. Yan komşumun tavuk ve horozları vardı. Arka sokaktaki komşudan ise süt alıyor, karpuz kabuklarını götürüyorduk ineklerine yedirsin diye. Biraz ilerde at arabaları vardı taşımacılık onlarla yapılıyordu. Evin çatısına çıkınca güvercin besleyenleri seyrediyordum. Şehirde büyümüştüm ama şimdi anlıyorum aslında köylüydüm.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Peki, bu hayvancılık ile iç içe olmak mı beni köylü yapıyordu tabii ki sadece bu değil. Doktor, avukat, mühendis, öğretmen, polis, asker, arkadaşlarımın hiçbirinin babası bu meslekleri yapmıyordu. Seyyar satıcı, inşaat ustası, sıvacı, amele, pazarcı, marangoz, camcı bunlardı bildiğim meslekler. Müzik aleti hiç yoktu düğünlerde davul ve zurnayı görüyordum. Bunları çalanlar ise esmer tenliydi bizimkilere benzemiyordu. Eğlence ise ateş yakmak, çamurla oynamak, dövüşmek, taş atarak nişancılık oynamak. Şimdi bakıyorum herkes tutturmuş 80 ler de çocuk olmak diye bir şeyler, bende böyleydi 80 ler başkası da benden farklı değildi. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Gelelim okul yıllarına sınıflar 60-80 kişiydi her sırada en az üç kişi vardı. Bazı sıralar nadiren dört kişi de oluyordu. Önlükler siyah, yakalar beyazdı, çoğu renklerini kaybetmişti, &amp;nbsp;genelde ortaokula geçen büyüklerin önlükleri kardeşlere kalıyordu. Artık renkleri gri idi. Onların düğmeleri de farklıydı. Çoğu kavga ederken kırıldığından, aynısını bulmak zordu bir okul önlüğünde Beş farklı düğme şaşılacak şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;Bütün erkeklerin saçları üç numara, tüm arkadaşlarım keldi. O yüzden berberde tıraş olan küçük çocukları sevemedim hakkıyla. Çocuk dediğin kel olur öyle kazınmış aklıma. Bazıları erkekti ama uzun saçlıydı, bildiğin kız gibi saçları örgülü, onlarınki kesilmiyordu. Sonradan öğrendim bizim oralarda çocukları olmayan aileler Allaha, erkek çocukları olduğunda yemin ediyorlar. Sekiz -dokuz yaşına kadar saçlarını kesmeyeceklerine dair. Çok sonra öğrendim bunu, ben barış manço gibi düşünüyordum onları. Nedenini bilmediğim sebepten uzundu saçları.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sonra bit kontrolü, mendil kontrolü ardından tırnak kontrolü, öğretmenler iyi niyetliydi ama tuvalet de sabun yoktu. Kapıları kırıktı, iç çamaşırı olmadığı için pipileri fermuar arasında kalan, öğretmeni çağırarak kurtardığımız arkadaşlarımız vardı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Bunlar sadece başlangıç. Okul yıllarıma ve çocukluğuma fırsat buldukça daha çok döneceğim. Bu anlattıklarımı birçok kişi yaşadı beklide benzerlerine şahit oldu. Benden 10 yaş küçüklerin bunlara şahit olmadığını hayretler içinde gözlemliyorum. Aynı çevrede yetişmemiş büyükler de anlamıyor. Bu yaşadıklarım, bana büyük zenginlik kattı. Benim gibi olmayanları daha iyi anlıyorum. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1010048/"&gt;Slumdog Millionere&lt;/a&gt; seyretmeden, oradaki sefaletin tanığı olmuş. Hem köylü hem şehirli olmuştum. İmkânsızlıkların farkında, imkânlı olmanın konforuyla bakabiliyorum böylece.&amp;nbsp; Tekrar görüşmek üzere… &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-6680454447477676872?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/6680454447477676872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/tasrada-cocuk-olmak.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/6680454447477676872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/6680454447477676872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/tasrada-cocuk-olmak.html' title='Taşrada çocuk olmak'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3427152658191148174.post-9098739953954336401</id><published>2009-10-01T23:28:00.009+03:00</published><updated>2009-10-02T13:47:39.366+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Barista'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Espresso'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kahve'/><title type='text'>Kahve kokusu</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SsUQxrhMTRI/AAAAAAAAAJk/Jh9pMPhnMaQ/s1600-h/192.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SsUQxrhMTRI/AAAAAAAAAJk/Jh9pMPhnMaQ/s200/192.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Kahve ile çocukluğumda tanıştım ilk. Küçüklere zararlıydı içirmiyorlardı. Misafirler geliyor onlar için salonda sürekli gözüme çarpan renkli fincanlar çıkarılıyor. Minik cezveden çok hoş kokular geliyordu. İlk orda ilgimi çekti her sabah içilmiyordu sadece misafir geldiğinde ortaya çıkıyordu. Misafirleri çok seviyordum. İnsanların fal baktıklarını görüyordum telveye bakıp birbirlerine gelecekten bahsediyorlardı herkes usulca dinliyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sonra rahat durmadım bana da anlatın dedim ve fincan benim için ters döndü Mustafa okuyacak büyük adam olacak diyerek geçiştirdiler. &amp;nbsp;Zaten ailede okuyan pek yoktu okumak büyük adam olmak için yeterliydi. Kahve için merakım böyle başladı. Kahve dükkânlarından çıkan kokuyu solumak hep keyifliydi. Kahve çekirdeklerinin rengi ve deseni ayrı bir güzeldi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Ardından hazır kahveyi keşfettim. Her markayı, her çeşidini deniyordum. Classic, gold monark maksima arabica colimbia vs. yetmiyor taze tutmak için yöntemler deniyordum. Farklı bardaklar, farklı ısılar olmadı krema, vanilya, çikolata ekliyordum fincanlara. Ardından ilk filtre kahve deneyimim inanılmazdı o koku ve ilk french press hala aklımda vakumlu paketi açarken çıkan sesi bile hatırlıyorum. Sonra filtre kahvenin çeşitleri ve aldığım filtre kahve makineleri. &amp;nbsp;Ardından espresso ve espresso makinelerim, tek kullanımlık pod kahvelerim. Kavrulmuş kahve karışımlarım kendi blendlerim. Hiç bitmiyor değil mi? sonra soğuk kahveler frappe milk shake. Çayları hiç anlatmıyorum bile.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu kadar şeyden sonra ne hoşuma gidiyor biliyor musunuz? Bunu sunmayı tatmaktan çok seviyorum güzel kahveyi paylaşmayı. Güzelse neden sadece ben içiyorum ki. Sadece benim bildiğim bir lezzet çok bencilce geliyor. Birileri daha ortak olmadıysa çok anlamsız geliyor kahve yapmak. &amp;nbsp;Bugün sizi de ortak ettim bu hobime.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Çok makale okudum barista kursları için planlar yaptım. Ülkemdeki kahve ithalatçıları ile tanıştım barista eğitmenleri ile görüştüm. Bunlar birçok kişi için büyük uğraş gibi gelse de bu kadar tecrübeden sonra çok yol almadığımı gördüm. İtalya da üniversitesi var. Hakkında yazılmış yüzlerce kitap, milyonlarca kahve tutkunu ve bir dolu tecrübe.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt; &amp;nbsp;&amp;nbsp;Burada elbette bu kadar çok şey anlatılamazdı. Küçük bir giriş oldu benimkisi.&amp;nbsp; Kendimi anlatıp yazım alışkanlıkları geliştirmek istediğim bu yerde, çok isteyipde, ikram edemediğim kahve tutkuma giriş yaptım. Sanmayın bu kadar. &amp;nbsp;Bekleyiniz…&amp;nbsp; Mümkünse bardağınızda sıcak bir kahve ile.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Kahve sözlüğü:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Espresso&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;: Farklı düzenekler kullanarak ince öğütülmüş kahveden, yüksek basınçlı sıcak su buharı geçirerek, elde edilen hızlı ve yoğun kahve. İtalya da başlayan bu tutku an itibari ile tüm dünyayı etkisi altına almıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;French press&lt;/b&gt;: Kalın öğütülmüş kahvenin sıcak suda 3-5dk bekletilip süzülmesi ile oluşan kahveyi, elde etmenin en kolay yolu. Filitreli, kahve demleme kavanozu diğer adı plunger pot&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Blend&lt;/b&gt;: Harman, karışım artık bir kahve terimi haline gelmiş durumda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Pod kahve&lt;/b&gt;: Kahvenin vakumlu ambalajda sürekli taze tutulması için düşünülmüş kahve kapsülü veya paketi. Tek kullanımlıktır her markanın, bu kahveler için üretilmiş özel cihazları bulunur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Frappe&lt;/b&gt;: Yunanistan’ın geleceksel içeceği de olan buzlu kahve çeşidi. Sıcak yaz aylarında kahve içmenin keyifli yolu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Barista&lt;/b&gt;: Kahvelerin hazırlanıp servis edilmesi konusunda eğitim almış. Kahve uzmanı &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3427152658191148174-9098739953954336401?l=mustafaipek.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mustafaipek.blogspot.com/feeds/9098739953954336401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/kahve-kokusu.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/9098739953954336401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3427152658191148174/posts/default/9098739953954336401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mustafaipek.blogspot.com/2009/10/kahve-kokusu.html' title='Kahve kokusu'/><author><name>Mustafa İpek</name><uri>https://profiles.google.com/117080073729081571486</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-INaUAY0dyB4/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAYY/gFmx3oMd-pA/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gv6qPvcOvXg/SsUQxrhMTRI/AAAAAAAAAJk/Jh9pMPhnMaQ/s72-c/192.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry></feed>
